Bu ülkeyi bizden başkası yönetemez! Osman Çokaman*

Darbe, OHAL, gözaltılar, tutuklamalar derken her şey hızla akıp gidiyor. Birileri görevden alınıyor, uzaklaştırmalar, ilişiği kesilenler, “kurunun yanında yanan yaşlar” devletin ortadan kalktığı bir durumu yaratıyor. Herkes farkında ve her gece televizyonlarda bitmeyen tartışmalarda konuşuluyor ama bir türlü sorunun esası ele alınmıyor. Etrafında dolaşıp duruluyor ve yeni hamlelere bakıp değerlendirmeler yapılıyor. Ancak açıkça söylemek gerekli, bu ülke yönetilemiyor.  Yönetiliyormuş gibi yapılıyor, insanlar oyalanıyor, dev prodüksiyonlu filmler gibi siyasi şovlar geniş kesimlerin ruh hallerine hitap ediyor ve motivasyon yaratılmaya çalışılıyor.

Olan biteni geçmiş zamanla anmaya gerek yok. Her şey sürmekte olan bir krizin fiili çatışmaya dönüşmüş bir görüntüsü. Çatışma sert, taraflar birbirine acımıyor. Seyirci kaldığımız sürece de bu çatışmanın şarapnel parçalarının hedefi olacağız. İşte görevlerinden uzaklaştırılan Barış akademisyenleri… En son Eskişehir’de olmak üzere farklı farklı üniversitelerde daha önce Barış İçin Akademisyenler bildirisine imza atmış akademisyenler de var olan soruşturma, kovuşturma furyasından nasipleniyor. Uzaklaştırma ve ilişiği kesilme işlemlerine maruz kalıyorlar. Belki bir kısmı görevine iade edilecek ancak odaklanılması gereken nokta üniversitede “darbeci” avı üniversitenin bütün boşluklarına yapılan müdahalelerle sürüyor. Ancak demokratik bir işleyişin, bilimin otoritesi dışında başka hiçbir otorite tanınmamasının çözebileceği sorunları başka yöntemlerle çözmeye çalışıyorlar. İktidar yerinden ettiği darbecilerin yerini eğer varsa kendi yandaşıyla yoksa arayıp kendisine en problem yaratmayacak çevrelerle dolduruyor. Peki, yarın, üç gün sonra onlar da iktidarı kandırmışsa ne olacak? Darbe kurumu YÖK bugün “darbe karşıtı mücadele”nin üniversite sancağını taşımakla gururlanıyor ama bilhassa kendisinin varlığı bile üniversitede darbeci aklın mevcudiyetini koruduğunu gösteriyor.

Biz üniversiteyi yaşıyoruz, üniversiteyi görüyoruz. Daha düne bugün iktidarca hain ilan edilen Zaman gazetesi Yeni YÖK Yasası çalıştayları yapıyordu. Üniversitenin gerici örgütlenme sarmalına nasıl alınacağını, piyasacı aklın egemenliğine nasıl sokulacağını hep beraber tartışıyorlardı. Şirket sahipleri davet ediliyor, her yeri talan eden inşaat firmaları üniversiteleri yönetsin isteniyordu. Aynı akılla memleketi de yönetmeye kalktılar. Her tarafı birbirilerine ve yandaşlarına pazarladılar, peşkeş çektiler. Fethullahçılar sağa sola okul, yurt vs. açarken arazi tahsis edilmesinden, inşaat ihalelerine kadar her şeyde AKP’yle iç içeydiler. Sonra ortaklık bozulunca 17-25 Aralık oldu. Pislikler saçıldı, ihale usulsüzlükleri, rüşvetler, kayırmacalar, torpiller… Fethullahçılar kendi pisliklerini de kendi dışında kalan iktidar ortağına, AKP’ye yıkmaya çalıştı. Bugün aynısını AKP Fethullahçılara yapıyor. Tıpkı devleti demokratikleştiriyoruz, askeri vesayet kalkıyor dedikleri dönem gibi. Devlet hâkimiyetinin eskilerini tasfiye ederken kullandıkları kavramlarla esas olarak eskinin yeni biçimi oldukları gerçeğini gizlemeye çalışmışlardı. Sonra geldi Özel Yetkili Mahkemeler, geldi kurmaca davalar. Hopa davasını hep birlikte yaşadık gördük. Haziran İsyanı’nda sokaklara çıktığımızda da gördük “Cemaatçi” polisleri, Zaman gazetesinin “havuz” medyasıyla birlikte tutturduğu dili.

Memleketi böyle yönetmeye kalkan, anlaşamadığında da birbiriyle kavgaya tutuşan taraflardan bize hayır yok. İkisi de yok edilmedikçe huzur da bulamaz kimse. Üstelik ikisi kapıştıkça en büyük zararı gören de yoksul halktan başka kimse değil.

O zaman sadece bunlara karşı mücadele etmek yetmez! Aynı zamanda üniversitede, memleketin dört bir yanında nasıl serpilip gelişmişlerse onu da engelleyecek bir programla mücadele etmeliyiz. Demokratik üniversite diyorsak, yanına demokratik ülke talebini, bunun somut mücadele programını oluşturmalıyız. Basitçe bir slogandan öte bu memleketi yönetme iddiasına gerçeklik kazandıracak bir hareket biçimi nasıl yaratılır onu düşünmeliyiz. Bilim dışı tüm tahakküm biçimlerinin etkisizleştirilmesi önemlidir, toplumun örgütlenmesindeki tüm kademelerin seçimle belirlenmesi ve geri çağırma hakkı önemlidir, söz, yetki ve karar hakkında somutlaşan talep de budur. Ancak bugünün üniversite hareketi demokratik üniversite mücadelesi yanına demokratik ülke talebini de ekleyecekse aynı zamanda yarının toplumunun örgütleyicilerini de örgütlemesi gerekmektedir. Bugünden yarına köprü kuracak bir üniversite hareketi gereklidir. Örneğin, bugünün Eğitim fakültelerinden mezun olan birisi atanabilirse atandığı okulda “nasıl bir eğitimci olacak?” sorusu sorulmalıdır. Bu soruya verilecek cevapla yarını bugünden örgütleme işi geliştirilmelidir. Bu ise gençlik hareketinin sadece o fakültede okuyan ilişkilerine sıkıştırılmadan fakülteyi bütünüyle saracak etkili fakülte çalışmalarının, memleket sorunlarını somut biçimde çözme iddiasıyla, fikriyle ve eylemiyle örgütlenmesiyle mümkün gözüküyor.

Bütün fakülteler için benzer örnekler sıralanabilir, hukuksuzluğun hukuk olduğu bir ülkede hukuk fakültesinde okuyan herkesin kafasındaki soruları ortaklaştıran ve cevapları olgunlaştıran bir hukuk çalışması başka bir örnektir. Mühendislik için benzer başlıklar sıralanabilir, bilimin ayaklar altına alındığı bir ülkede fen fakülteleri için başka kritik başlıklar vardır. Uzayan giden listeler oluşturmaya gerek yok meselenin önemi ortada.

Yıllardır bir birleriyle kapışan egemenlerin çürüttüğü, çöplüğe döndürdüğü bir ülkede insanca ve huzurlu yaşamak istiyorsak üniversitenin demokratik alanlarını yaratma, demokratik üniversiteyi yaratma mücadelesine aynı şekilde ülkeyi demokratikleştirme programımızı olgunlaştırmalıyız. Memleketin her sorununu bizden başkasının çözemeyeceğini bilerek ve gerçek çözümler üreterek yapabiliriz bunu ancak.

İstanbul Öğrenci Kolektifleri

Çok okunanlar

menst
Haberler

Tıp fakültesine veterinerlik profesöründen dekan

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi’nde 15 Temmuz sonrası istifa ettirilen Dekan Prof. Dr. Hayrettin Öztürk’ün yerine, vekaleten Veterinerlik Fakültesi mezunu Prof. Dr. Erol Ayaz atandı 15 Temmuz sonrası Yüksek Öğretim [Devamı]

No Picture
Haberler

KTÜ Öğrencileri ulaşım zammını geri çektirdi

Trabzon’da 6 Mart’ta dolmuş ücretlerine yapılan %20’lik zam şehir halkının ve KTÜ öğrencilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Zamların uygulamaya koyulduğu günden itibaren 3 günlük süre içinde 1500 imza toplayan üniversiteliler, bu [Devamı]