Çekyatlarınız sizin olsun, tüm yaşamı istiyoruz! – Arman Çağan Yazıcı*

Devlet iktidarını halka karşı kullanırken aralarından su sızmayan eski suç ortakları, AKP ve Cemaat’in, ülkede yarattığı çürüme kendisini üniversitelerde de gösteriyor: Tutuklanan rektörler, “Cemaatçi” denilerek görevden el çektirilen akademisyenler, akademisyen “imamlar”, kapatılan 823 öğrenci yurdu, 15 üniversite… Bu çürümeye temel niteliğini ise neoliberal dinsel gericilik veriyor.

Eğitim alanını piyasaya emanet ederek, piyasa ilişkilerini cemaat-tarikat yapılanmalarının üzerinden kuran ve üniversitenin tüm yönetsel yapısını gerici kadrolaşma ile ele geçirme planları yapan AKP iktidarı bugünkü manzaranın siyasi sorumlusu. Kamusal hakların tasfiyesi sonucunda eğitim alanında giderek büyüyen boşluğun cemaatlerce örgütlenmesi AKP döneminde tırmanışa geçti. Devletin okulunun “yetmediği” yerde cemaatin dershanesi, devletin yurdunun “yetmediği” yerde cemaatin yurdu, ablası, abisi vs. devreye girdi. Eğitim hakkına “erişimi” ancak cemaatlerin destek ağlarına tutunarak sağlayabilen üniversitelilerin bir kısmı ise cemaatlerin kapsama alanına mecburen kendini kaptırdı. Cemaat’in en çok örgütlendiği alan Cemaat evleri ve yurtları oldu, diğer gerici yapıların da.

Devlet yurtlarının yetersizliği ve her yıl artan öğrenci sayısı Cemaat’e ait ev ve yurtların tam kapasite dolmasına yol açtı. Bugün yükseköğretimdeki öğrenci sayısının 6 milyona yaklaştığı ülkemizde Kredi Yurtlar Kurumu’na ait 522 bin 294 öğrenci kapasiteli 656 yurdun bulunduğu, toplamda ise 2 bin 86 -resmi rakamlarla- yükseköğretim yurdunun olduğu bir manzara bu. Bizzat devlet eli ile örgütlenen bir süreç söz konusu olan.

Üniversiteyi kazanmak ve üniversite eğitimine devam edebilmek için bir “hak” olarak değil cemaatin bir “lütfu” olarak sunulan eğitim olanağına karşılık kendisinden itaat beklenen, kaldıkları evlerde-yurtlarda dinsel eğitimlere, etkinliklere katılmaya, “abiye-ablaya” biat etmeye zorlanan on binlerce üniversiteli gençten bahsediyoruz.

Bugünse bir yandan Gülen Cemaati’ne yönelik “temizlik” operasyonu yaparken diğer cemaat ve tarikatlara “tedirgin olmayın” mesajı veren bir iktidar var. Bizzat kendi kurdurduğu TÜRGEV gibi vakıf ve derneklerle, başında olduğu suç örgütüne para ve arazi aktarma işini “yurt kurma”, “eğitim alanına hayırsever yatırım” örtüsünün arkasına gizleyen Erdoğan’ın yönettiği bir iktidar bu. Yani “temizliğin” niteliğini, piyasacılığı ve dinsel gericiliği kendi denetiminde derinleştirme hamlesi oluşturuyor.

Parasız kamusal barınma hakkı!

Tarih üniversitelileri, demokratik üniversite mücadelesini haklı çıkardı. Yıllardır demokratik üniversite mücadelesi veren, üniversitenin sermayeden ve siyasal iktidardan özerkliğini, dinsel gericiliğe karşı laikliği savunan, barınma, ulaşım gibi tüm hakları parasız eğitim hakkının bir parçası olarak görerek mücadele eden; yurtlar, fakülteler, kantinler ve üniversite yönetimi dahil üniversiteye dair her konuda “söz ve karar hakkı” isteyen üniversiteliler, elbette haklı çıkmakla yetinmeyecek.

Hırsızlık, yolsuzluk, dinsel gericilik, piyasacılık ve emperyalizm işbirlikçiliği ile bu ülkeyi ve üniversiteyi çökerten kadroların üniversite sıralarından geçtiğini biliyoruz. Bu ülkenin demokrasi, eşitlik, laiklik ve barış ekseninde yeniden kurulabilmesi için, demokratik üniversite mücadelesini yükselteceğiz. Üniversite bu çürümüş iktidarın ve düzenin değirmenine su taşımayacak!

İşte bu nedenle bugün tüm üniversitelilere parasız-kamusal barınma hakkı talebi; demokratik-laik bir üniversite ve ülke mücadelesi programının bir parçası, acil şartıdır. Ve tüm cemaat-tarikat-vakıf yurtlarının kapatılması talebi; üniversitede tüm dinsel örgütlenme/hegemonya biçimlerinin ve örgütlenme kanallarının dağıtılması, üniversitelerin piyasa ilişkilerinden arındırılması mücadelesinin bir gereğidir.

İktidar sahiplerinin bir KHK ile şirketlere kayyum atayıp, vakıfların taşınmazına ve idaresine el koyabildiği ve yandaşlarına sermaye transferi yaptığı, halkın bütçesini “zarar karşılama” garantisi ile Osmangazi Köprüsü’nde ya da Akkuyu’ya inşa edilen nükleer santralde sermayeye akıtma kararını aldığı bir anda karşımıza hangi cüretle hangi maliyet tablosu ile çıkacaklar? Dinsel gericilikle birlikte neoliberal tezler de çökmüştür, “Bizim olanı, haklarımızı istiyoruz, alacağız” diyerek parasız barınma hakkı için yola çıkmanın zamanıdır.

Boğazına kadar pisliğe batmış bu iktidarın ülkemizi de üniversitelerimizi de aynı pisliğin içinde boğmasına izin vermeyeceğiz. Bu suç örgütünün meşruiyet arayışını boşa düşürecek olan da mutabakat perdesini yırtacak olan da üniversitelilerin gerçek talepleri, kurmak için yola çıktıkları ülke ve üniversite hedefi olacak.

Rahatımıza düşkünlükten değil, hakkımız olanı almak için ne cemaat evlerinin çekyatlarına ne de sermayeye peşkeş çekilen bir ülkenin kırıntılarına razıyız… Yastık ve yorganla, diş ile tırnak ile… Demokratik bir üniversite, demokratik bir ülke için mücadeleye!

* Kocaeli Öğrenci Kolektifi üyesi

*Bu yazı “Halkın Sesi” gazetesi 262.sayıdan alınmıştır

Çok okunanlar

No Picture
Haberler

KTÜ Öğrencileri ulaşım zammını geri çektirdi

Trabzon’da 6 Mart’ta dolmuş ücretlerine yapılan %20’lik zam şehir halkının ve KTÜ öğrencilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Zamların uygulamaya koyulduğu günden itibaren 3 günlük süre içinde 1500 imza toplayan üniversiteliler, bu [Devamı]