Kolektif’e saldırmanız nafile, kimse dokunamaz Cerattepe’ye! – Seda Kenanoğlu*

19 Eylül Pazartesi günü herkesin bildiği üzere Türkiye’nin en büyük çevre davasının karar duruşması Rize’de görülecek. Geçtiğimiz aylarda ihtişamlı bir direnişle ayağa kalkan Artvin halkı 26 yıldır sürdürdüğü ve çeşitli biçimlere bürünen onurlu kavgasını 19 Eylül günü adliye koridorlarına taşıyacak. Daha önce iki kere ‘Artvin’de maden çıkarılamaz.’ Kararı veren ve ÇED Olumlu Kararını iptal eden yargı bu sefer ne karar verecek hep birlikte göreceğiz. Karar duruşması yaklaşırken Artvin’de yapılacak her türlü eylemin bir ay boyunca yasaklanması, davaya müdahil olan halkın Rize’ye alınmayacağının ilanı, çevre illerden Rize’ye yapılan kolluk gücü takviyesi ise hukukun esamesinin okunmadığı bu ülkede Pazartesi günü ne karar verileceğini gösterir nitelikte.

Hiçkimsenin unutmaması gereken bir gerçeklik var ki mahkeme ne karar verirse versin son sözü direnenler söyler, o söz çeyrek asır önce söylendi: Artvin talancılara teslim edilmeyecek! Cerattepe’de ağaçların yeşili boy gösterecek, dolarların değil; Cerattepe’de kaynak sularının sesi yankılanacak, hafriyat kamyonlarının değil. Söz ağızdan bir kere çıkar, bedeli neyse ödenir ama söz yerine getirilir; böyle biline!

Biz de söz verdik; Artvin halkı ne derse onun tarafı olmaya and içtik. Üniversitenin aydın kimliği gereği her kim haksızlığa uğruyorsa onunla dayanışmayı, zulme direnenin yanında saf tutmayı on yıllardır süregelen mücadele geleneğimizden miras aldık. Tam da bu yüzden sürecin en başından beri Cerattepe’nin müdahili, Artvin halkına üniversiteden doğru uzanan el olduk.   Üniversiteli olmak demek sahip olduğumuz akademik bilgiyi toplumun hizmetine sunmak demektir, bilim sermayenin değil halkın yararına olduğu sürece anlam kazanır şiarını düstur edindik. Yeri geldi dağ başında kar kış fark etmeden nöbeti devraldık, yeri geldi barikatın safları sıklaştıranı olduk, 80 yaşında teyzelerimizin, amcalarımızın üzerine biber gazı atanların fişeklerini uçurumdan yuvarladık, yeri geldi bilirkişi raporunda imzacı olan sözde akademisyenlerin kapısına dayandık. Ve yine yeri geldi üniversite Cengiz’i aklama, doğayı yağmalama davanıza müdahildir, biz de adliye önündeyiz dedik.

Öğrenci Kolektifleri yine hedefte; şaşırmadık!

Davanın görülmesine çok az bir vakit kala Rize sokaklarında ‘Vatansever Rizeli Gençler’ imzalı bir bildiri dağıtılmaya başlandı.  Bildiride Öğrenci Kolektifleri ülkenin utanç kaynağı, boş beyinli, maneviyat, millet bilinci yoksunu, Almanya bağlantılı olmakla, saf ve temiz Artvin halkını galeyana getirmekle suçlayanlar gerekli envanterleri yanlarında bulundurarak bizleri Rize İdare Mahkemesi önünde bekleyeceklerini de belirtivermişler. Yalandan kim ölmüş ki biz ölelim misali baştan aşağı utanmazlık kokan bu bildiriyi kaleme alıp dağıtmakla yetinilmeyip sosyal medya üzerinden de çeşitli AK Gençlik hesaplarından bu yalanları yaymak için hayli çaba sarf ediliyor.

Yeni Akitvari bu üslubu, iftiraları ve Polat alemdarcılık oynayarak sağa sola tehditler savuranları ciddiye alacak değiliz elbette fakat belirtmeden de geçmeyelim ki bu bildiriyi kimler yazmış bilinsin. Bildiri bu yıl KTÜ’de Ensar Vakfı, KADEM ve İHH katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanan ve KTÜ Öğrenci Kolektifi tarafından yapılmasına müsaade edilmeyen etkinliğe salon Trabzon’daki katılımcılarla doldurulamamış olacak ki Rize’den otobüslere doluşturulup getirilen bindirilmiş AK Gençlik kıtaları tarafından hazırlanmıştır. 45 çocuğa tecavüz eden bir vakfı sahiplenenler bize maneviyattan bahsediyor anlayacağınız. Anlayacağınız Trabzon sokaklarında NATO’nun Alman askerlerini imrenerek ağzı açık izleyenler ‘Katil NATO Trabzon’dan defol!’ diyenleri Almanya bağlantılı olmakla suçluyor. Anlayacağınız uluslar arası şirketler Karadeniz’deki derelere HES yapmak isterken gıkı çıkmayanlar HES projelerini durduranlara, akışına öldükleri ırmakları koruyanlara vatan haini diyor. Bilimi ve sanatı rehber edinenler, ömrü okuyup yazarak, üreterek geçenler ve geçecek olanlar daha düzgün cümle bile kuramayanlarca boş beyinli ilan ediliyor. Defalarca üniversitelilere saldıranlar arkalarına bakmadan nasıl kaçtıklarını unutmuş olacaklar ki bizi çeşitli envanterlerle beklediklerini belirtiyorlar, korkup geri adım atacağız diye umarak. Anlayacağınız birilerinin iplerini salıvermişler ama atladıkları bir şey var: Biz sahiplerinden korkmuyoruz, tasmanın ucundakilerden mi korkacağız?

Kent doğa mücadelesi adına tarihi günlerin yaşandığı ve görünen o ki yaşanacağı, bir kentin yarını kararmasın diye topyekün ayağa kalktığı ve kalkacağı, muhalif her kesimin susturulmaya ve zapturapt altına alınmaya çalışıldığı bugünlerde tertemiz bir direnişin tekrar alevleneceği ve ülke genelindeki bütün yağma ve talan projelerine karşı bir isyan ateşi fitiline dönüşebileceği, gözünü budaktan sakınmayan gençliğin en ileri ve en militan hamleleri yaptığı ve yapacağı ihtimalleri bu kadar gerçekken;  Öğrenci Kolektifleri’ne atılan bu iftiralara, Cerattepe isyanının meşruluğunu geniş halk kesimleri nezdinde kırmaya yönelik böyle alçak ali ‘cengiz’ oyunlarına şaşırdık mı?

Çamur At İzi Kalsın, Fakat Nereye Kadar?

AK Gençlik’e kötü bir haberimiz var: Karalama kampanyaları için çok geç kaldınız, zira Karadeniz halkı bizi tanıyor.

Fındıklı’da deresi başında nöbet tutan ninelerimize sorun bizi; onlar soğukta uykusuz nöbet beklerken ısınsınlar diye ateşi yakanlar bizlerdik.

Karaçam’daki köylüye sorun bizi; gündüz tarlada çalışıp akşam hayatlarında ilk kez tiyatro oyunu izlediklerinde sahnede bizler vardık, hep birlikte kurduğumuz derme çatma sahnemizde biz oyunlarımızı sahnelerken onların attıkları şen kahkahalara şahidiz.

Tonyalılara sorun bizi; kütüphanesi olmayan okullarına bütün üniversiteyi taraf ederek kitap toplayanlar bizlerdik, sizler kantinlerdeki kitap standlarına sopalarla saldırarak bizi engelleyebileceğinizi sanıyordunuz. Bizim kurduğumuz kütüphane dimdik ayakta, siz toz oldunuz.

Yayla şenliklerinde birlikte horon teptiğimiz Karadenizlilere sorun bizi; ellerimiz birbirine nasıl kenetlenmişti.

Trabzonlu esnafa sorun bizi; İsrail büyükelçisi Gaby Levy’i yumurtalarımızla üniversiteden kovduğumuzda elimize tutuşturdukları kumanyaları, ‘Bu da bizden olsun, siz esaslı çocuklarmışsınız!’ deyişlerini onlar anlatsın.

Sabahın köründe ayağında kara lastiklerle çobana giden güleryüzlü çocuklara sorun bizi; yaz aylarında onlar için ücretsiz yaz okulları kuranlar bizlerdik, gitarla, fotoğraf makinesiyle, deney setleri ve daha niceleriyle bu yaz okullarında tanıştılar.

Üniversiteye sorun bizi; kayıt paralarını nasıl kaldırdığımızı, dolmuş, kantin zamlarını nasıl geri çektirdiğimizi, bahar şenliklerinin yasaklandığı bir üniversitede binlerce üniversiteliyle birlikte ücretsiz konserlerde, festivallerde buluştuğumuzu, yurt-yemekhane sorunlarına nasıl derman olduğumuzu ve daha nicelerini söylerler size.

Karadeniz’in köylerine sorun bizi; fındık bahçelerinden çuvalları biz taşıyorduk sırtımızda, çay bahçelerinde elinde çay makası çay toplayan, süt sağmaya giden bizlerdik. Karşılık beklemedik.

Ve galeyana getirdiğimizi iddia ettiğiniz Artvin halkına sorun bizi, Artvin’in ağaçlarına, boğalarına sorun; Kolektifçi olduğumuzu öğrenince ‘Hep yanımızda olduğunuz için teşekkür ederiz gençler, var olun!’ diyen direnen bir şehre sorun. Alacağınız cevaplar size bir ömür yeter!

*Kolektif Yürütme Kurulu üyesi

Çok okunanlar

No Picture
Haberler

KTÜ Öğrencileri ulaşım zammını geri çektirdi

Trabzon’da 6 Mart’ta dolmuş ücretlerine yapılan %20’lik zam şehir halkının ve KTÜ öğrencilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Zamların uygulamaya koyulduğu günden itibaren 3 günlük süre içinde 1500 imza toplayan üniversiteliler, bu [Devamı]