Ücretsiz ulaşım kaç para? – Özkan Korkmaz*

Durumun çelişkisi hızla göze batan cinsten. Zira özelleştirilecek pek bir şey kalmadığı için krizlerin etkisinden kurtulamadığımız bir süreçte ulaşımın ücretsiz olması çelişkiden başka bir şey değil. Peki, bu uygulamadaki amaç ne? Bu durumun neoliberal düzene adaptasyonu ne olacak?

Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
Otomobillerin dışı,
Sinemaların kapısı,
Camekanlar bedava;
Peynir ekmek değil ama
Acı su bedava;
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.

Orhan Veli

Bedavaların sayısının azaldığı, hürriyetin ise hala kelle fiyatına olduğu bu OHAL günlerinde 15 Temmuz’dan beri İstanbul’da ulaşım ücretsiz.

Hayatımıza 15 Temmuz denilen bir tarih girdi artık. Ve o günden sonra bir yerden bir yere gitmek için ulaşım aracı kullanmak istediğimde yetersiz bakiye sesini duymadıkça şaşkınlığım azalmayacak. İstanbul’da ulaşım ücretsiz ve bu uygulamanın sürekli olarak uzatıldığını görüyoruz. 15 Temmuz sonrası ilk metro turnikesinden geçtiğimde akbil basmamanın mutluluğunu henüz unutabilmiş değilim ama bir yandan da devlet her şeye delice fiyat biçerken neden ulaşımı günlerdir ücretsiz yaptığını düşündüm. Beklediğim cevap ve otobüs aynı anda geldi. Otobüs, durağa doğru yaklaştı ve önünde koskocaman ‘Nöbete devam’ yazıyordu…

Durumun çelişkisi hızla göze batan cinsten. Zira özelleştirilecek pek bir şey kalmadığı için krizlerin etkisinden kurtulamadığımız bir süreçte ulaşımın ücretsiz olması çelişkiden başka bir şey değil. Peki, bu uygulamadaki amaç ne? Bu durumun neoliberal düzene adaptasyonu ne olacak?

İşin amaç kısmıyla başlayacak olursak darbeyi kınayayım derken sivil diktatörlüğe alkış tutan ve bunu da ‘demokrasi nöbetleri’ adı altında yapan kitleyi görmeyenimiz yok. Bayrakları, ilahileri, zikirleriyle her yerdeler. İktidarın koltuğunu sağlamlaştıran bu kitleyi meydana getirenlerin çoğunlukla AKP seçmenlerinden oluştuğunu kabul ettiğimizde bir veriyle karşılaşıyoruz: Meydanları dolduran/doldurması hedeflenen kitlenin içerisinde yoksul halkın yeri büyük. Hal böyle olunca iktidar ücretsiz ulaşım ile evde oturan kitle arasındaki tercihini ücretsiz ulaşımdan yana kullanıyor.

Tıpkı ücretsiz ulaşım gibi meydanlarda dağıtılan ücretsiz yiyecekler/sular da aynı amaca hizmet etmektedir (seyyar tuvaletlerle, çadırlarla örnekleri çoğaltmak mümkün). Kısacası kitlenin sokağa çıkması için önünde hiçbir maddi engel olmamalı, kitle olabildiğince uzun süre sokakta kalmalıdır. Uğruna yıllardır mücadele verilen ücretsiz ulaşım da mevzu sivil diktatörlük olunca teferruata dönüşmüştür. Çünkü egemenlerin genel sınıf çıkarları her zaman kısa süreli çelişen ekonomik çıkarlarından mühimdir.

Öte yandan neoliberal düzenin ücretsiz olana tahammülü yoktur. Er ya da geç her şeye bir fiyat biçilir, halk hakkı olanı ancak bu fiyat karşılığında alır. Örneğin bugün ücretsiz kullandığımız Marmaray kamu özel ortaklığı ile işletilmektedir. Yani devlet bugün Marmaray’ın kullanımı ücretsiz dediğinde ortaklık kurduğu firmaya, ulaşımın ücretsiz olduğu her gün için ödemekle yükümlü olduğu bir meblağ vardır. Devletin gelir kaynaklarına baktığımız zaman bu meblağın halka ekstra vergi olarak ya da ilerleyen dönemlerde ulaşıma zam olarak yansımayacağının garantisi yok. Özetle ulaşım ücretsiz olabilir ancak ücretsiz ulaşımın bedelini ödemeyeceğimizin garantisi yok.

Eleştirdiğim temel nokta ise ulaşım hizmetinden faydalanmak için verdiğimiz vergi değil. Ücretsiz ulaşım planlı, örgütlü ve adil bir sistemde uygulanabilir ve bu sistem içerisinde verginin varlığı kabul edilebilir. Ancak neoliberal politikaların bir yansıması sonucu bir yandan bu tarz hizmetler için vergi verirken diğer yandan sermayenin kar etmesi için ödediğimiz paraların hiçbir adil yanı yoktur. Ayrıca liberal ideologlar tarafından uydurulan “ulaşım ücretsiz olursa aşırı talep olur, kötüye kullanım olur” safsatası da bu ‘olağan üstü’ günlerde gerçekliğini yitirmiş durumdadır. Hal buyken yönümüzü ücretsiz ulaşımın planlı, örgütlü ve adil bir şekilde var olabildiği düzene çevirmek istediğimizde sosyalizmle karşılaşmaktayız. Sosyalizm/sosyalizm iddiası ile yönetilen ülkelere bakacak olursak SSCB’de(Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) 70 yıl kadar ulaşımın ücretsiz olduğunu, Küba’da ise çok düşük bir meblağ karşılığında sağlandığını görmekteyiz. Her ne kadar suç olsa da darbenin de diktatörlüğün de olmadığı, ücretsiz ulaşımın iktidar çıkarı için değil halk için var olduğu, vergilerimizin bizi öldürmek üzere yola çıkan tanklara harcanmadığı o sosyalist ülkeleri düşlemekten alıkoyamıyorum kendimi.

*İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kolektifleri üyesi

Çok okunanlar

menst
Haberler

Tıp fakültesine veterinerlik profesöründen dekan

Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi’nde 15 Temmuz sonrası istifa ettirilen Dekan Prof. Dr. Hayrettin Öztürk’ün yerine, vekaleten Veterinerlik Fakültesi mezunu Prof. Dr. Erol Ayaz atandı 15 Temmuz sonrası Yüksek Öğretim [Devamı]

No Picture
Haberler

KTÜ Öğrencileri ulaşım zammını geri çektirdi

Trabzon’da 6 Mart’ta dolmuş ücretlerine yapılan %20’lik zam şehir halkının ve KTÜ öğrencilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Zamların uygulamaya koyulduğu günden itibaren 3 günlük süre içinde 1500 imza toplayan üniversiteliler, bu [Devamı]