Üniversitelilerin barınma sorunu – DOSYA

Barınma yerleri en temel haliyle; kişilerin hastalıklardan, doğa şartlarından, tehlikelerden korunduğu, ruhsal ve bedensel açıdan kendini sağlıklı ve güvende hissettiği fiziksel yapılardır ve herkesin en doğal hakkıdır.

Üniversiteliler için ise barınma bir hak olmaktan çıkarılarak bir sorun haline dönüşmüştür. İnsanın her türlü hakkını piyasa ilişkilerine tabi kılan neoliberal dönüşümler, barınmayı üniversiteliler için içinden çıkılmaz bir bilmeceye çevirmiştir. Üniversiteliler, üniversiteyi kazandıkları andan itibaren barına sorununu çözmek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Üniversitelilerin önüne barınma sorununu çözebilecekleri temel olarak üç alternatif çıkıyor: Devlet Yurtları, Üniversite Yurtları, Özel Yurtlar. Devlet yurtlarının kontenjan yetersizliği ile üniversite ve özel yurtların fiyatlarının fahişliği arasında sıkışan üniversiteliler için alternatifler cemaat yurtları ya da parası olana daha iyi hizmet anlayışının ürünü olan öğrenci rezidanslarına eviriliyor. Kimi üniversiteli de barınma sorununa kiralık evlerle çözüm bulmayı amaçlıyor. Parası olana daha iyi hizmet anlayışı, devlet yurtlarından başlayıp öğrenci rezidanslarına kadar kendi arasında bir fiyat hiyerarşisi oluşturarak yükseliyor.

Üniversite öğrencileri açısından eğitim maliyetinin artması sonucu yaratmasının dışında, ülke açısından yarattığı siyasal sonuçlar bakımından da tartışılmalıdır. Yıllarca artan üniversite ve üniversite öğrencisi oranına göre çok yavaş artan yurt kapasiteleri, Gülen cemaatine ait ev ve yurtların öğrenciler tarafından mecburi adres olarak ortaya çıkması sonucunu da doğurmuştur. Devletin yapmadığı yurtlar nedeniyle açıkta kalan üniversiteliler, cemaat ev ve yurtlarına mecbur bırakılmıştır. Bugün iktidarından muhalefetine erkesin düşman olarak nitelendirdiği cemaat, yıllarca devletin bıraktığı boşluğu doldurarak kendisine örgütlenme zemini yaratmıştır. Gelinen noktada cemaatle hesaplaşma adına atılan adımlar OHAL kararnameleri ile yürümektedir. Kapatılan vakıf üniversiteleri, özel yurtlar, görevden alınan üniversite personeli gibi adımlar bu kapsamda cemaatle hesaplaşma adına atılmaktadır. Ancak açıkça belirtmek gerekir ki bu durumla gerçek bir hesaplaşma yapabilmek için cemaate ait üniversiteleri kapatmak veya yurtlarına el koymak yeterli değildir. Bu sorunun çözümü üniversite öğrencilerini cemaate mecbur bırakan yurt yetersizliği sorununun çözümüdür. Gülen cemaati yerine başka bir cemaatin, tarikatın ya da vakıfın alternatif olarak sunulması kabul edilemez.

Üniversitelilerin barınma konusunda yaşadıkları sorunu ayrıntılandırdığımızda barınmanın eğitim hakkının ayrılmaz bir parçası olduğu gözlenecektir. Sorunun çözümü bu çerçevede daha çok önem kazanmaktadır.

1.Devlet Yurtları

Devlet üniversitelerinde okumak için üniversitenin bulunduğu şehre gelen öğrencilerin büyük bir çoğunluğu devlet yurtlarını tercih etmektedir. Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı devlet yurtları kalacak yer seçenekleri içinde ekonomik anlamda en uygun yer olduğu için tercih ediliyor. Ancak devlet yurtlarının kapasitesi ihtiyacı karşılamakta tamamen yetersizdir. 

AKP iktidarı döneminde üniversite sayısında ve kontenjanlarda çok büyük artışlar görülmektedir. 2002’de 73 olan üniversite sayısı bugün 200lere dayanmıştır. Her ilde üniversite açmayı, üniversite kontenjanlarını arttırmayı büyük seçim şovları haline getirip, meydanlarda oy istemek için kullanan AKP’nin yurt yapma konusundaki vasatlığı ise gözler önüne serilmektedir.

2011’de 231.027 olan yurt kapasitesi 2015’te 385.235’e yükselmiş, ortalama olarak ise %66 civarında artmıştır. Aynı zaman diliminde ise lisans, ön lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin toplam sayısı şöyle; 2011 yılında 3.768.212 öğrenci, 2015 yılında 6.003.604 öğrenci. Üniversite öğrencisi sayısı 2011-2015 yılları arasında 2 milyondan fazla artarken yurt sayısındaki artış 150.000 civarında kalmıştır. 2016 yılında mevcut öğrenci sayısı 6.614.566’ya çıkmıştır.

Önümüzdeki öğretim döneminde bu sayının 7 milyon bandına yaklaşacağı öngörülmektedir.

KYK öğrencileri yurt şartlarına isyan etti – 24 Mart 2015 tarihli haber

KYK Şanlıurfa Yurt Müdürlüğü’nde kalan öğrenciler yurttaki şartların kötü olduğu ve yemek fiyatlarının yüksek olduğu gerekçesiyle tepki gösterdi. Seslerini duyurmak isteyen öğrenciler yurdun önünde eylem yaptı.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Şanlıurfa Yurt Müdürlüğü’nde kalan kadın öğrenciler yurt yönetimi tarafından alınan kararları yurt önünde oturma eylemi yaparak protesto etti. Ellerindeki dövizler ile slogan atan öğrenciler alınan kararların geri çekilmesini talep etti. Grup adına basın açıklamasını okuyan Arjin Dilek Öncel, “Şanlıurfa Kredi Yurtlar Kurumu’nda klan kadın öğrenciler olarak yurtlarda uygulanan keyfi uygulamalara karşı hep bir ağızdan “dur” diyoruz. 16 kişilik her daireye 1 çamaşır makinesi düşerken, yeni getirilen karar ile çamaşır makinelerimizin bir kısmı Karaköprü’de bulunan kız yurduna gönderildi Bu çamaşır makinelerinden 8’i ise depoya indirildi” dedi. Öncel 260 kişilik yurtta 8 makinenin yetmediğini söyledi.

“Bir bavulu taşımak zor mu geliyor, koyun kirlilerinizi götürüp evinizde yıkayın” diyen KYK’ya karşı kadın öğrenciler taleplerini iletti. Önerilerin kabul edilemez olduğunu belirten Öncel, bu mağduriyetin sona ermesini istediklerini belirtti.

Üniversitelilerin kalacak yeri yok

Kredi Yurtlar Kurumu’nun açıkladığı stratejik plana göre yurt kapasitelerinin önümüzdeki yılsonuna kadar 522 bin 294 çıkarılması hedeflenmektedir. Bu planlamaya göre 7 milyon öğrenciye 522 bin 294 kişilik yurt kapasitesi düşmekte, yani her 13 öğrenciye 1 yatak düşmektedir.

Bir önceki yıl yurtlarda kalan üniversitelilerin bir kısmının bir sonraki öğretim yılında da yurtlarda barınmayı sürdürdüğü hesaba katıldığında mevcut kontenjanlar yeni kayıtlar için daha da düşmektedir. Böylelikle üniversiteyi yeni kazanlar için barınma, bir çileye dönüşmekte, yurtlardaki bu kısıtlı kapasite öğrencileri barınma ihtiyaçlarını özel yurtlar ve kiralık konutlarla çözmeye itmektedir. Ancak bugüne kadar geçen sürede özel yurt ve kiralık konut fiyatlarının oldukça yüksek olması üniversitelileri cemaat yurtlarına ve evlerine mecbur bırakmıştır. 2014-2015 öğretim yılında 426.341 öğrenci devlet yurtlarına başvururken bunların ancak 306.807’si yurtlara yerleştirildi. Bu yerleştirmelerde de torpil vb. uygulamalar göz önüne çıkmaktadır. Öncelikli olduğu belirtildiği halde yurtta kalma hakkı yakalayamayan öğrenciler mevcutken, iktidara ya da yurt müdürüne yakın kişiler yurtlardan yararlanabilmektedir. Başvuru sayısının düşüklüğünden de anlaşılacağı üzere öğrencilerin büyük bir kısmı gerek kontenjanların yetersizliği nedeniyle açıkta kalma riskine girmek istemediğinden gerek devlet yurtları nitelik olarak ihtiyaca cevap vermediğinden başka yollara başvurmaktan geri durmamaktadır.

YURT-KUR yurtlarında barınma karşılığında öğrencilerden aylık 140 TL istenmektedir. Her yıl Ocak ayında yurt ücretleri zamlanmakta ve her devlet yurdunda öğrencilerden 170-228 TL arasında depozito parası istenmektedir. Ücreti farklı olan devlet yurtlarında bu depozito parası değişmekle beraber devlet yurtları ücreti de artmaktadır.

Parasını ödeyemediği için yurtla ilişiği kesilen öğrencinin veremediği para bu depozitodan sağlanmakta ve tekrar yurda dönmesi halinde iki katı depozito şeklinde bir uygulamayla karşı karşıya kalmaktadır. Kuruluş ilkeleri arasında öğrencilerin yükseköğretimine yardımcı olmak ilkesi bulunan YURT-KUR, bu uygulamayla parası olmayan öğrenciyi cezalandırmakta ve mağdur etmektedir.

Bu sınırlı kapasiteye rağmen devlet yurtlarına yerleşen öğrenciler başka bir sorunla daha karşı karşıya kalıyorlar. Zaman zaman 6 ve 8 kişiyi bulan odalar, rutubetli ve temizliğine özen gösterilmeyen yaşam alanları, yetersiz etüt salonları, hijyeni sağlanmayan lavabo ve tuvaletlerle barınma sorunu daha da büyümektedir. Farklı ücrete tabi devlet yurtlarında ise hem ücret hem de hizmet farklılaşmaktadır. Ancak burada bahsedilen “hizmet” kişinin en doğal hakkı olan barınmayı bir hak olmaktan çıkarıp olanaklarına göre fiyatı farklılaşan bir metaya çevirmektedir. Bu aynı zamanda “paran kadar iyi yaşa” mantığıdır. Yükseköğretim içindeki eşitsizlikleri yeniden ve yeniden üretmektedir.

Yurtlarda sabah ve akşam olmak üzere iki öğün yemek çıkmaktadır. Devlet yurtlarında kalan öğrenciler için sabah kahvaltısında 2,5 TL akşam yemeğinde ise 5,50 TL beslenme yardımı vermektedir. Yani 2015-2016 senesinde günlük 8 TL; aylık 240 TL yemek yardımı yapılmaktadır. Ancak devlet yurtlarında dahi kantin ve yemekhanelerin şirketler tarafından işletildiği ve kar etme amacının güdüldüğü düşünüldüğünde bu miktarın yetersizliği ortaya çıkmaktadır.

1.1.Bir Baskı ve Denetim Aracı: Devlet Yurtları

Devlet yurtları söz konusu olduğunda ortak yaşamın gerekliliği nedeniyle konulması gereken düzenleyici kuralların adeta bir baskı ve denetim mekanizmaları olarak işlediğini görüyoruz. Bu mekanizmaların en gözle görünür olanı yurt disiplin yönetmeliğidir. Yurt disiplin yönetmeliğinde yatağını düzeltmemekten, yüksek sesle konuşmaya, yoklama çizelgesini imzalamamaya varan, uyulmadığında uyarı ile sonuçlanacak kurallar mevcuttur. Görüntü ve ses aletlerinin, basit bir su ısıtıcı aletinin bile yasaklanması söz konusudur.

İlk olarak pilot bölgelerde başlayan giriş-çıkışlarda kullanılmak üzere parmak izi alımı hemen hemen her yurtta kullanılmaya başlamıştır. “Kolaylık” olarak sunulan bu uygulama öğrenciyi daha fazla kontrol altında tutmak ve denetimi arttırmak için yapılmıştır. Öğrencinin her hareketi kayıt altına alınmakta ve bu mekanizmayla öğrenciler suçlu yerine konulmaktadır. Disiplin yönetmeliğine aykırı davranışlar olarak nitelendirilen “basın açıklamasına katılmak”, “gözaltına alınmak” gibi fiillerde bulunan öğrenciler hakkında Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu Yurt İdare ve İşletme Yönetmeliği’nce disiplin soruşturması başlatılmaktadır. Asıl amacı kurum tarafından işletilen yurtlarda idare, işletme, barındırma usul ve esaslarını düzenlemek suretiyle yükseköğrenim öğrencilerinin eğitim ve öğretimlerini kolaylaştırmak, sosyal ve kültürel gelişmelerine yardımcı olmak olan Kredi ve Yurtlar Kurumu öğrencilerin hayatını kolaylaştırmak bir yana disiplin soruşturmaları adı altında öğrencilerin muhalif olma hakkını elinden almaya çalışıyor. Yatağını düzeltmemek uyarma cezası ile sonuçlanabilirken, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet” veya öğrenci olaylarına katılmak suçlarından gözaltına alınıp, adli makamlara intikal ettirilmiş olmak ve devletin güvenlik kuvvetlerine karşı gelmek, hakaret etmek, müessir fiilde bulunmak yurttan süresiz çıkarma cezası ile sonuçlanabiliyor. Yurttan süresiz çıkarma cezası alan bir öğrencinin Türkiye’de herhangi bir ilde Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait bir yurtta kalma şansı kalmıyor. Ayrıca örneklendirilen sebeplerle yurttan süresiz çıkarma cezası alan öğrencinin burs ve kredi gibi geçimini sağladığı kaynakları kesilerek cezası katmerlenmiş oluyor.

Fiili olarak ise öğrencilerin okuduğu muhalif bir gazeteyi bahane ederek, yurt müdürleri tarafından tehditler ile “Yurttan kendi rızamla ayrılıyorum.” imzalı dilekçeler, muhalif gazeteleri okuyan, bulunduran öğrenciler yurttan atılıyor.

1.2 Devlet Yurtlarında Dindar Nesil Projesi

AKP iktidarının gençliğe yönelik dindarlaştırma projesi Kredi Yurtlar Kurumu’na bağlı yurtlarda da büyük bir seferberlikle uygulanmaktadır. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın himayesinde KYK’nın organizatörlüğünde düzenlenen etkinlikler, söyleşiler, geziler AKP iktidarının hayalindeki gençliği yaratma çabası olarak organize edilmektedir. AKP’li yazarlar, saraya biatını belirten “aydınlar, sanatçılar” KYK yurtlarında söyleşiler yapıyor, Erdoğan’a hilafet, sarayın odalarına da hilafet temsilcilerinin makamı vaazları veren Abdurrahman Dilipak KYK yurtlarına konuk edilip, söyleşiler yaptırılıyor. KYK yurtlarında kalan öğrenciler Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortaklaşa düzenlenen etkinliklere götürülüyor. KYK yurtlarında organize edilen etkinliklerin neredeyse hiçbiri pozitif bilimleri kapsamıyor, bunların yerine sürekli olarak AKP iktidarının sembol törenleri haline gelen Fetih Şölenleri, Kutlu Doğum Etkinlikleri gibi programlar düzenleniyor. Ancak bunlara katılmayarak, kendi kültür, sanat, bilim organizasyonlarını düzenlemek isteyen öğrenciler engelleniyor.

Öte yandan karma yurtların kaldırılması da bu uygulamaya örnek teşkil etmektedir. Yurtların ortak sosyal alanlarında kadınlarla erkeklerin yan yana gelmesinden rahatsız olan KYK karma yurtların erkek veya kadın yurdu olarak yeniden düzenlenmesi konusunda adımlar atmış, birçok öğrenci yurt yetersizliği nedeniyle daha uzaktaki bir yurda geçiş yapmak zorunda kalmıştır. Yurtlarda haremlik selamlık uygulamasının bir sonucu olarak kadın öğrencilere, iyi bir anne/iyi bir eş seminerleri yapılmaya başlanmış, kadın öğrenciler muhafazakâr aile yapısına uygun karakterle donatılmaya çalışılmaktadır.

1.3. Devlet Yurtlarında Kadın Olmak

Devlet Yurtlarının bir baskı ve denetim aracı gibi kullanıldığına değinmiştik. Devlet yurtlarında kalan kadınlar bu baskı ve denetim mekanizmasının uygulamalarına iki kez maruz kalmaktadır.Yurt idaresinin belirlediği zamanlarda öğrencilerin çantalarını ve bavullarını kontrole açmaları beklenmektedir. Özellikle kadın öğrencilerin karşı karşıya kaldığı bu uygulama erkek öğrenciler için nadir rastlanan durumlardır. Hatta yoklama çizelgesinin imzalanmaması durumunda uygulanacak yaptırıma daha çok kadın öğrenciler maruz kalmaktadır. Üç kez üst üste birer günlük izin kullandığında kadın öğrencinin ailesinin aranıp bilgi verildiği sık görülen uygulamalar arasındadır. Yurt giriş-çıkış saatlerinde de benzer bir uygulama görülmektedir. Öğrencilerin her gün belli saatlerde yurtlara giriş ve çıkış yapmaları istenmektedir. Akşam 23.00 sabah 06.00 olarak belirlenen bu saatler erkek öğrenciler için esneyebilirken kadın öğrenciler için kesinlikle uyulması gereken kurallardan biridir. Kadın öğrenciler, erkek öğrencilerden daha erken yurtlara giriş yapılmaya zorlanmaktadır. 2010 yılında Kredi ve Yurtlar Kurumu Başkanı Hasan Albayrak, kadın öğrencilerin 21.00’dan sonra dışarıda olmaması gerektiği açıklamasını yaparak “Ben o saatte kız çocuğunun başıboş sokakta dolaşmasını doğru bulmuyorum. O saatte çarşı pazar da açık değil” dedi. Bu durum üniversite ya da dışarıda olan etkinliklere katılımı sınırlandırmakta ve büyükşehir şartlarında 1-2 saatin yolda geçirilmesi kuralları daha da katılaştırmaktadır.

Üniversiteli Kadın Kolektifi(ÜKK) “Bize Acil Eşitlik Gerek” diyerek başladıkları anket çalışmasını 2012yılında sonuçlandırmış ve tüm Türkiye’de yaklaşık 1500 anket yaparak üniversiteli kadınların taleplerini istatistiklere dökmüşlerdir. ÜKK’nin yapmış olduğu anket sonuçlarına göre üniversiteli kadınların % 31’i KYK,% 13’ü üniversite ve % 5’i özel yurtlarda barınmaktadır. % 27’si saat kısıtlamasından ve yurt fiyatlarından yakınmaktadır. Üniversiteli kadınlar %37’si “kız yurtlarının” adının değiştirilmesini istemektedir. % 15civarında kadın öğrenci ulaşım ve yurt yollarında aydınlatmanın yetersizliğini öne çıkarmıştır.

 

2.Üniversite Yurtları

Üniversiteliler devlet yurtlarının yetersizliği ile birlikte ikinci bir tercih olarak üniversite yurtlarına yönelmektedir. Üniversite Yurtları üniversitelilerin barınma sorununa çare olmak bir yana sorunu daha da derinleştirmektedir. Üniversite yurtları özel yurt fiyatlarını aratmamaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin yurtları 4 kişilik oda, mutfak, banyo, tuvalet ya da 2 kişilik oda, bazalı yatak gibi özelliklerle sunularak aylık 350TL ile 900TL arasında değişmektedir. Parası olanın daha iyi hizmet aldığı üniversite yurtları öğrenci aileleri arasındaki ekonomik farklılıkları kampüslere taşımıştır. Aynı durum İTÜ’de de mevcuttur. Örneğin İTÜ’ye ait Ayazağa Kız Öğrenci Yurdu 3 kişilik odaları ve ortak kullanımlı banyok/tuvaletleri ile en ucuz yurtlardan olup fiyatı aylık 325 TL’dir. Kontenjanı ise 144 kişiliktir. Yine İTÜ’de Zeynep Birkan Kız Öğrenci Yurdu tek kişilik odalar aylık 600TL ücretlidir ve kontenjanı 70 kişiliktir.

Fiyatlarının pahalılığı dışında üniversite yurdu sayısı mevcut ihtiyacı karşılamanın yakınından bile geçmemektedir. Yeni açılan üniversitelerde rastlanmayan, eski üniversitelerin de çok azında bulunan üniversite yurtları da her yıl artan kontenjanlar nedeniyle sürekli olarak yetersiz kalmaktadır.

3.Özel Yurtlar

Özel yurtlar piyasalaşmanın merkezinde bulunur. Öğrencinin müşteri olarak görüldüğü ve bunun devlet ve üniversite yurtlarının aksine daha rahat dile getirile bilindiği yerlerdir. Sayıları her geçen gün çoğalmakla birlikte fiyatları da bir o kadar yükselmektedir. “Hiçbir cemaate bağlı değiliz” sloganıyla “reklam” yapan özel yurtlar İstanbul gibi büyük şehirlerde 600TL’den başlayıp 1700TL’ye varan fiyatlarla hizmet verebilir. Fiyat aralığının bu kadar değişken olması yurtların sağladığı imkanlarla ilgilidir. Yurdun yemek ihtiyacını karşılaması, üniversite yerleşkesine yakınlığı, internet erişimi, çamaşır yıkama hizmetleri ve oda sayılarına göre özel yurtların fiyatları değişmektedir. Özel yurtların yıllık ücretleri 3500TL’den başlayarak 20bin TL’ye kadar yükselebiliyor.

3.1. Cemaat Yurtları Nasıl Doldu

İslami- gerici çevreler öğrencilere diğer özel yurtlara göre daha uygun fiyatlı barınma hizmeti vererek barınma sorunu gün geçtikçe derinleşen üniversiteliler için bir adres haline gelmeyi amaçlamaktadır. Yurtlarda kalma koşulları İslam’ın gereklerini yerine getirme, kadın öğrencilerin giriş ve çıkış saatlerini kontrol etme ve daha erkene alma İslami yayınlar okumaya zorlama olarak şekillenmektedir. Bu yurtlara çoğunlukla giriş saatleri akşam 7 olarak belirlenmiştir. Akşam belirli bir saatten sonra bilgisayar ve internet kullanımının “sakınca” doğurabileceği gerekçesiyle kapanması söz konusudur. Kutlu doğum haftası, kandiller vb. dini günler için çeşitli programlar düzenlenmektedir.

Devlet yurtlarına ve özellikle de özel yurtlara nazaran oldukça ucuz olan bu yurtlar öğrenciler için alternatif hale getiriliyor. Özellikle de devlet yurtlarının 6milyon öğrenciye karşılık şu an 386bin’de kalan kontenjanları göz önüne alındığında öğrenciler cemaat yurtlarında kalmak zorunda kalıyor. Üniversite kayıtları başladığından itibaren öğrencileri otogarlarda karşılayan ve devlet yurtlarını kötüleyen cemaat yurtları internet, güvenlik, okula servis gibi olanaklarla öğrencileri ikna etmeye çalışıyor. KYK başvurularının sonuçlanmasıyla da yine cemaat yurtları yetkilileri bir bir devlet yurduna başvuru hakkı kazanamamış öğrencileri telefonla arayıp görüşmeye davet ediyor. Devlet yurduna kayıt yaptırmaya hak kazanamamış öğrencilerin listesine ve telefon numaralarına nasıl ulaştıkları ise tam bir muamma.

4.Kiralık Evler

Devlet yurtlarının yetersiz kapasitesi, sağlıksız barınma koşulları; üniversite ve özel yurtların yüksek fiyatları öğrencileri bir-iki arkadaşıyla birlikte ev tutmaya yöneltmektedir.  İstanbul gibi büyük şehirlerde kiralık evlerin fahiş fiyatları ve “öğrenci şehri” olarak adlandırılan şehirlerde ev tutacak öğrenci sayısına göre evin fiyatının değişmesi ile birlikte öğrenciler için çözüm olarak başvurdukları ev kiralama yöntemi başlı başına sıkıntı yaratmaktadır. Öğrencilerden alınan yüksek depozito paraları, çeşitli bahaneler sunularak depozito paralarının geri ödenmemesi, ev fiyatlarına her yıl yapılan yüksek zamlar barınma sorununu giderek derinleştirmiştir. Boğaziçi Üniversitesi’ne yakın kiralık evler 1.700TL(2+1) civarındadır. İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yakın kiralık evlerin fiyatları oda sayısına göre değişebilmekle birlikte 900TL civarından başlayıp artabilmektedir. Yıldız Teknik Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yakın Beşiktaş’ta 2+1kiralık evler 1.600TL, 2+1 bodrum katı ise 1000TL civarında. Ankara’da Cebeci, Kurtuluş gibi semtlerde öğrenciler için kiralık daire fiyatları 500-900TL arasında değişmektedir. Bu rakamlar Eskişehir gibi bir öğrenci kentinde (müteahhitlerin öğrenciye kiralanacak evler inşa ettiği)  1+1 evler için 450TL, 3+1 evler ise minimum 700TL’den başlayan kiralarla fiyatlanmaktadır. Üniversiteliler yaklaşık olarak 500-750TL arasındaki evleri tercih etmektedir. İstanbul’da üç kişilik bir öğrenci evinde kişi başına 500-700TL kira payı düşmekte ancak barınma sorunu sadece kira payından ibaret olmadığı için elektrik, su, internet faturası, yakacak masrafları, ulaşım ve mutfak masrafı eklendiğinde kişi başına düşen miktar yaklaşık olarak

650-850TL’yi bulmaktadır. Küçük şehirler için bu rakam aylık 400TL’ye kadar inebilmektedir. Devlet yurtlarının yetersiz kapasite ve sağlıksız koşulları nedeniyle kiralık evleri tercih eden öğrenciler ısınma sorunu olan, rutubetli, güneş ışığı almayan, yeteri kadar eşyaya sahip olmayan, kendilerine ait odaları bulunmayan evlerde yaşamak zorunda kalmaktadır.

5.Eğitim hakkının bir parçası olarak barınma hakkı

İnsanların her temel hakkını tek tek piyasa ilişkilerine açan neoliberal dönüşümler barınmayı hak olmaktan çıkarıp fiyatı farklılaşan bir meta haline getirmiştir. İnsanın en temel hakları olan eğitim, barınma, beslenme, ulaşım gibi haklar birbirinden ayrılmaz bir biçimde bütündürler. Bir kişinin eğitimini tam ve eksiksiz bir biçimde gerçekleştirebilmesi için  ruhsal ve bedensel açıdan kendini sağlıklı ve güvende hissettiği fiziksel yapılarda barınıyor olması gerekmektedir. Yaklaşık 6 milyon üniversitelinin azımsanmayacak bir çoğunluğu üniversiteyi o güne kadar bulundukları şehrin dışında okumaktadır. Devlet yurtları daha önce de açıkladığımız sebeplerle barınma sorununu çözmekten oldukça uzaktır. Bu durum üniversitelileri barınma sorunu kendileri çözmeye zorlamaktadır. Öğrenci Kolektifleri’nin kamuoyu ile paylaştığı 2012 Paralı Eğitim Raporuna göre harç parası sosyal-kültürel aktiviteleri dahi hesaba katılmayan bir öğrencinin harcamalarının ortalama %11’ni oluştururken, barınma harcamaları devlet yurtlarında kalan bir öğrencinin harcamasının ortalama %23’ünü, evde kalan bir öğrencinin ise harcamalarının ortalama %39’unu oluşturmaktadır. Açıkça görülmektedir ki üniversite kayıtları sırasında tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilen barınma sorunu üniversitelilerin çözüm bekleyen en acil sorunlarından biridir ve barınma sorunu çözülmeden eğitim sorunu çözülemez.

6.Cemaate Savaş Açmak Yetmez

AKP iktidarı bunca zamandır yan yana yürüdüğü, eski ortağı Gülen Cemaati ile düşman oldu ve FETÖ operasyonları ile cemaatçileri tasfiye edip, cemaate ait malvarlıklarına el koymaktadır. Bu durumun üniversitelilerin barınma sorunuyla da yakından ilgisi yukarıda anlatıldığı üzere mevcuttur. Ancak Gülen’e ait yurtların ve üniversitelerin kapatılması öğrencilerin yurt sorununun çözülmesi için yeterli değildir. Bu hamleler ancak AKP’nin cemaatle olan kavgasına dair sonuçlar yaratacak ve cemaati güçsüzleştirecektir. Ancak AKP FETÖ operasyonlarını devletin temizlenmesi ve tüm sorunların halledilmesi şeklinde duyurmaktadır. Bunun üniversitedeki izdüşümünü öğrencilerimiz cemaatin elinden kurtarıyoruz diyerek propaganda etmektedir. Ancak Gülen’cilerin elinden kurtulan öğrenciler başka bir cemaate/tarikata ya da gözünü kar hırsı bürümüş yurt patronlarına teslim edilmektedir. Cemaat örgütlenmesinin önünü açan, üniversiteyi yeni kazanan öğrencilerin telefon numaralarının cemaate yönlendirilmesine ön ayak olan, yurt ihtiyacını karşılamayarak ve eğitim maliyetini her geçen gün arttırarak öğrencileri cemaatlere muhtaç bırakan AKP iktidarıdır. Sorunun çözümü ise eğitimin herkese parasız sağlanması, bursların arttırılması, kredilerin bursa çevrilmesi ve yurt sorununun çözülmesidir.

7.KYK Ödenekleri ve Gelirleri Nasıl Harcanıyor?

Sayıştay’ın 2013-2014-2015 yılı raporlarına göre birçok skandal KYK bünyesinde mevcut. 2013 yılı raporuna göre KYK yurtlarında ihaleye açılan yemekhanelerin işletmesini alan şirketlere öğrencilerin yemediği yemekler için dahi ödeme yapıldığı ortaya çıkmıştır. 2014 yılındaki rapora göre üniversite öğrencilerine ödenen milyonlarca liralık burs ve kredi paraları öğrencilerin hesap bilgisi verilmeden bankaya yatırılmış, bu aracılıkla bankalara sıcak para transferi sağlanmış, durum ancak Sayıştay denetimi sonucu ortaya çıkmış ve KYK’nın denetimsizliği ortaya çıkmıştır. 2015’te ihale yolsuzluklarıyla gündeme gelen KYK, ihaleye açtığı lokanta kantin işletmelerinde, daha pahalı fiyat öneren firmaya 10 ek puan vererek işletmeleri peşkeş çekmiştir. Yine aynı raporda öğrencilik vasfını kaybeden 4bin 393 kişiye kredi ve burs ödemesi yaptığı ortaya çıkmıştır. Bunların 31’i vefat eden kişilerden oluşmaktadır. Yurt-Kur’un bütçesi 2002’de 494 milyon TL iken 2015’te 7milyar 52milyon TL’ye çıkmış yani 14 kat artmıştır. Ancak bu bütçeden yatırım için ayrılan kısım 1milyar 4milyon TL’dir.

8.Torba Yasa ile KYK Yurtlarının Özelleştirilmesinin Önü Açılıyor

OHAL sürecinde ortaya atılan torba yasa ile Özel Bütçeli İdarelerin kendi istekleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu aracılığıyla özelleştirilebilmesinin önü açıldı. Buna göre kamu kurumu olan KYK’nın ticari faaliyetlerinin ve malvarlığının özelleştirilebilmesinin önü açılıyor. Eğitim alanında gerek paralı eğitim uygulamaları gerek vakıf üniversitelerinin teşvik edilmesi gibi uygulamalarla nam yapan AKP’nin KYK’nın özelleştirilmesini de el altında tutmak isteyeceğini unutmamak gerekir. Temel kamusal hizmetlerin piyasalaştırılması AKP’nin temel ekonomik programı iken KYK’nın özelleştirilmesinin önünü açan bu torba yasa, üniversitelilerin barınma sorununda ve eğitim hakkında yeni bir sorun yaratmaktan öteye gitmeyecektir. Yurtların özelleştirilmesi, sadece parası olanların kalabileceği bir düzlem yaratacaktır ve üniversitelerin kapıları yoksullara tamamen kapanacaktır.

9.Kapatılan Cemaat Yurtları ve OHAL Kararnameleri ile El Konulan Taşınmazlar

Darbe girişimi sonrasında AKP’nin hamlelerinin başında kapatma kararları ve el koymalar gelmektedir. Kapatılan tüm cemaat yurtları acilen devlet yurdu olarak, öğrencilerin temel ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte hazırlanıp öğrencilere tahsis edilmelidir. El konulan taşınmazlar acilen üniversite öğrencilerinin barınabileceği devlet yurtları haline getirilmelidir. Öte yandan görüldüğü üzere kamu gücü kullanılarak tüm özel hukuk tüzel kişilikleri kapatılmakta ve kamulaştırılabilmektedir. Tüm özel yurtlar derhal kamulaştırılıp, üniversite öğrencilerine devlet yurdu olarak tahsis edilmelidir. Görüldüğü üzere istendiği zaman ulaşım ücretsiz olabilmektedir. Daha önce ücretsiz ulaşım mı olur diyen Erdoğan bugün ulaşımın ücretsiz sağlanması ile övünmektedir. Aynı kamu gücü üniversite öğrencilerinin barınma probleminin çözülmesi için de seferber edilmelidir. Üniversite öğrencilerinin nitelikli ve parasız barınma hakkı ile eğitimine devam edebilmesi, hükümetin bekasından daha değersiz değildir.

Bir diğer konu kapatılan kurumların, el konulan taşınmazların yandaşlara dağıtımı meselesidir. TÜRGEV gibi kuruluşlara peşkeş çekilme ihtimali dahi akıl dışıdır. AKP’ye yakın vakıf, dernek, şirketler Gülencilerden boşalan alanları doldurma gayretiyle hareket ettiği müddetçe, aynı sorunun farklı versiyonları yaşanmaya devam edecektir.

10.Üniversite Açılana Kadar Bu Sorunu Çözemeyecekseniz, Çekilin Biz Çözelim

Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu ertelenemez bir sorundur. Kamu kaynaklarının Osmangazi Köprüsü’nün bugüne kadar uğradığı zararın karşılanması için harcanması yerine üniversite öğrencilerinin yurt ihtiyacı karşılanabilir. Sermayeye rant alanları yaratmak, inşaat balonunu şişirmek, piyasadaki para döngüsünü sağlayıp zenginleri daha zengin yapmak için ortaya atılan mega projeler durdurularak, buraların ödenekleri ile üniversite öğrencilerinin yurt ihtiyacı karşılanabilir. Eğer cemaatle gerçek bir hesaplaşma yapılacaksa, cemaati var eden, insanları cemaate yönlendiren bütün gerekçeler ortadan kaldırılmalı, tam da bu yüzden tüm üniversitelilere hiçbir ayrım gözetmeksizin, nitelikli ve parasız barınma hakkının sağlanması gerekmektedir. Eğer AKP iktidarı bunu yapmayacak, işi her zamanki gibi şova vuracak ise baştan söyleyelim; Öğrenci Kolektifleri olarak sizin laflarınıza karnımız tok, bizim kalacak yere, nitelikli ve parasız yurtlara ihtiyacımız var. Ne gözünü para hırsı bürümüş patronların özel yurtlarına ne cemaat/tarikat yurtlarına mecbur değiliz. Harçları nasıl kaldırttıysak, barınma hakkımızı da kazanacağız.

*Öğrenci Kolektifleri Araştırma Birimi Ağustos 2016

Çok okunanlar

No Picture
Haberler

KTÜ Öğrencileri ulaşım zammını geri çektirdi

Trabzon’da 6 Mart’ta dolmuş ücretlerine yapılan %20’lik zam şehir halkının ve KTÜ öğrencilerinin yoğun tepkisiyle karşılaştı. Zamların uygulamaya koyulduğu günden itibaren 3 günlük süre içinde 1500 imza toplayan üniversiteliler, bu [Devamı]